1. Haberler
  2. Özel
  3. ‘Yerel basının zayıf kalması, Türkiye’de devlet stratejisi’

‘Yerel basının zayıf kalması, Türkiye’de devlet stratejisi’

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kamuoyunda dezenformasyon yasası olarak adlandırılan, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi ertelendi.

Meclis 7 Temmuz’da ara tatile girecek ve yasa teklifi ekimde başlayacak ve yeni yasama döneminde Genel Kurul’a gelecek. Bu zamana kadar da gündemdeki acil yasalar öncelikli olarak görüşülecek. Birçok şehirde, çok sayıda gazeteci ve basın kuruluşu kanuna ilişkin tepkilerini yaptıkları eylemlerle dile getirmişti. Kanunun içeriğine ilişkin Gazeteci Ali Duran Topuz ve Gonca Tokyol, Serhat News’e değerlendirmelerde bulundu.

‘Toplumu sessizliğe gömme yasası’

Gazeteci Ali Duran Topuz, sunulan teklifin bir sansür yasası olmadığını, sansür için iktidarın elinde yeterince araç olduğunu ve bunu uyguladığını söylüyor. Bunun aslında toplumu tamamen sessizliğe gömme yasası olduğunu vurgulayan Topuz, “Medyada kalan son imkânları da imha etmek hedef ama bununla yetinmiyor, yasa aslında siyasi partilerin; demeç, bildiri, afiş ve hatta kitaplarını bile hedef alacak özelliklere sahip,” diyor. Topuz, Diyarbakır’da tutuklanan gazetecilerin, bu yasa çıktıktan sonra Türkiye’nin her yerinde neler olacağının göstergesi olduğunu ifade ediyor ve şunları ekliyor: “Bu arkadaşlara uygulanan hukuk, esasen olmayan bir hukuk. Kürt meselesindeki her sözü, yazıyı, haberi ve açıklamayı ‘terör’le ilişkilendirme alışkanlığı, yeterince tepki görmediği için meslektaşlarımızın tutuklaması kolaylaştı. Yasa çıkınca konu, alan ve sorun ne olursa olsun, iktidar hoşlanmadığı her şey için tutuklamayı gündeme getirme fırsatı bulacak.”

‘İktidar kendinize başka iş bulun diyor’

‘Yerel basının zayıf kalması, Türkiye’de devlet stratejisi’ - Ali Duran
Ali Duran Topuz

Yerel basının zayıf kalmasının, Türkiye’de devlet stratejisi olduğunu belirten Topuz, “Şimdi zayıf da olsa belli bir etki yaratanların da çalışma koşulları zorlaşacak. Tutuklama tehdidinin anlamı açık, iktidar diyor ki: Kendinize başka iş bulun. Bu işi kurallarına en uygun biçimde yapmanıza bile izin vermeyeceğim.”

‘Yerel yayınlar için ilan pastası daralacak’

Gazeteci Gonca Tokyol da kanun teklifinde yer alan ve yaygın olarak ‘Dezenformasyon Yasası’ olarak bilinen paketin, aslında 40 maddelik bir kanun teklifi değişikliği olduğunu söylüyor. Tokyol, “En çok 29’uncu maddeyle TCK’ya  ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun eklenmesi ve beraberinde olası hapis cezalarını konuştuğumuz için bu adı aldı,” diyor.

‘Yerel basının zayıf kalması, Türkiye’de devlet stratejisi’ - Gonca Tokyol
Gonca Tokyol

Gazeteciliği evrensel normlardan uzaklaştırıyor

“İnternet haber sitelerinin, Basın Yasası kapsamına alınmasından yerel yayınlar için ilan pastasının daralacak olmasına, İletişim Başkanlığı’nın yetkilerinin daha da artırılmasından basın kartı prosedürlerine kadar birçok başlığı kapsıyor,” diyen Tokyol, Yargıtay’dan bir üyenin de komisyon görüşmelerinde ‘sıkıntılı’ bulduğu yorumunu yaptığı 29’uncu maddenin, gazetecilik faaliyetlerini ucu açık ifadelerle her an yargının karşısına çıkabilecek hale getirdiğini söylüyor. Aynı zamanda da ‘iç ve dış güvenlik’, ‘kamu barışı’ gibi kavramlarla gazeteciliği evrensel normlardan uzaklaştırıp belli ajandalar çerçevesine sokmayı hedeflediğini belirtiyor.

‘Gazetecilik, iktidarların yargı sopası altına alınıyor’

Bunun sadece mevcut iktidar üzerinden değerlendirilebilecek bir şey olmadığını belirten Tokyol, “Böyle bir değişiklikle, yöneticileri, seçmenler adına denetlemesi, kontrol mekanizması olması gereken gazetecilik, iktidarların yargı sopası altına alınıyor. Şu ya da bu iktidar olması önemli değil, eklenecek suç, demokratik toplumlardaki gazetecilik tanımına da aykırı zaten,” diyor.

‘Yasa geçmeden 16 gazeteci tutuklandı’

Daha önce HDP Milletvekili Abdullah Koç’un, meclisteki görüşmeler sırasında Diyarbakır’da gazetecilerin gözaltında olmasının ‘iktidarın basına bakışını’ gösterdiği, söylemine vurgu yaparak, “O sırada gözaltında olan meslektaşlarımızdan 16’sı yasa geçmeden tutuklandı bile. Tüm bunlara bakarak, meclisten geçirilecek paketin bir ‘seçim hazırlığı’ olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz,” sözlerini kullanıyor.

29. Madde dışında da teklifin şu sıkıntıları da zaten duruma karşı olmamızı gerektiriyor, diyerek sıralıyor:

“İnternet haber sitelerinin sisteme dahil edilmesinin yerel basın üzerinde yaratacağı mali baskı,

Yurtdışında serbest çalışan Türkiye’den gazeteciler düşünülürken, Türkiye’de çalışan serbest gazetecilerin hâlâ basın kartı şeması içinde yer almaması,

Basın kartına başvurma hakkı, internet siteleriyle birlikte genişletiliyor gibi gözükse de bütün bu süreçte İletişim Başkanlığı’nın neredeyse tek yetkili kılınması.”

‘Dayanışma ve mücadeleyi sürdürmeliyiz’

Türkiye’de gazetecilik açısından kanuni olarak yapılması gereken birçok düzenlemenin olduğunu fakat saydığı sebeplerden ötürü bu pakete ‘evet’ demenin mümkün olmadığını vurgulayan Tokyol, “Zaten çeşitli gazetecilik örgütleri de uzunca bir aradan sonra birlikte bir eylemlilik ve tepki örgütleyerek bunun karşısında duruyor,” diyor.

Tokyol, muhalefet partilerinin de komisyonda, maddelerin neredeyse tamamına ya eleştiri ya da katkı sunduğunu ancak bunların hiçbirinin kabul edilmediğini ifade ederek, MHP’li Feti Yıldız’ın komisyon görüşmelerinde yaptığı ‘İsterseniz sabaha kadar konuşun, bir faydası olmaz’ yorumunun, ne yazık ki AKP ve MHP’nin sürece bakışını yansıttığını düşünüyor.

Bundan ötürü de sadece bu teklifin yasalaşması sürecinde değil, yasalaştığındaki pratiklerinde de dayanışma ve mücadeleyi sürdürmemiz gerektiğini vurguluyor.

Serhat News

(sg)

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
‘Yerel basının zayıf kalması, Türkiye’de devlet stratejisi’

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir