1. Haberler
  2. Güncel
  3. Gazeteci Abdurrahman Gök’e hapis cezası

Gazeteci Abdurrahman Gök’e hapis cezası

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hakkında açılan davada 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verilen gazeteci Abdurrahman Gök, savunmasında, gazetecilik faaliyetleri ve Newroz’da polis tarafından öldürülen Kemal Kurkut cinayetini fotoğraflamaktan kaynaklı yargılandığını belirtti. 

Mezopotamya Haber Ajansında yer alan habere göre, Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un öldürülme anını fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın karar duruşması, Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gök ile avukatları Resul Temur ve Mehmet Emin Aktar duruşmada hazır bulundu. Gök’ün meslektaşları da duruşmayı izledi. İddia makamı, bir önceki celsede sunduğu mütalaasını tekrarlayarak, Gök’ün “örgüt üyeliği” suçlamasından beraat,  “zincirleme örgüt propagandası yapmak” suçlamasından cezalandırılmasını istedi. 

Tek tek iddialara yanıt verdi 

Mütalaaya karşı savunma yapan Gök, DAİŞ’in Suriye’deki saldırılarının haber takibi yaptığı sırada, çatışma alanlarından çektiği fotoğrafların “örgüt propagandası yapmak” olarak değerlendirildiğine işaret etti. Gök, “İddia makamının 31 Mart 2022 tarihinde görülen duruşmada mahkemenize sunduğu mütalaasında, paylaştığım fotoğraflar nedeniyle propaganda yaptığımı iddia etmesini kabul etmiyorum. Bu fotoğrafların tamamının çatışmalı alanlarda savaş muhabiri olarak çalıştığım dönemde çektiğim haber fotoğrafları olduğunu ve daha önce bunların haber olarak hem çalıştığım ajanslarda, hem de bu ajanslara abone olan-olmayan, gazete, internet siteleri ve televizyonlarda yayınlandığını beyan etmiştim. Ancak iddia makamı hala yaptığım paylaşımları, beni; gazetecilik mesleğimden ayrı tutarak bir değerlendirmeye gitmekte ısrar ediyor” diye belirtti.  

’Kobanê yerine lazkiye yazsaydım…’

Gök, yaptığı paylaşımlarda fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiği dışında herhangi bir bilginin olmadığını belirtti. Gök, savunmasına şöyle devam etti: “Dolayısıyla merak ediyorum; acaba bu fotoğrafların altına Kobanê yerine ‘Libya’, ‘El Bab’, ‘İdlib’, ‘Lazkiye’, ‘Azerbaycan’ yazmış olsaydım iddia makamı yine de bu fotoğraflarla ‘örgüt propagandası yaptığımı savunabilecek miydi? Sanmıyorum. Çünkü çatışmalı bölgelerde sırf yaptıkları haberler nedeniyle ya da çektikleri fotoğraflarda silahlı savaşçılar bulunduğu gerekçesiyle bu şekilde yargılanan herhangi bir gazeteci bilmiyorum.

Gazeteci suçları belgeleyendir

Gazetecilerin silahlı çatışmaları kamuoyuna yansıtmasının önemi göz ardı edilemez. Gazeteci savaşların savaşmayan tarafıdır. Silahlı çatışmalar hakkında güvenilir bilgi toplayarak ve yayarak, kamu yararına çok önemli bir görevi yerine getirir. İnsan hakları ihlalleri, savaş suçları ve diğer korkunç olayların kamuoyunun ve karar vericilerin dikkatine sunulması genellikle gazeteciler sayesinde olur. Başkalarının gitmediği yerlere giderek, insanlarla röportaj yaparak, gerçekleri doğrulayarak, haberleri yayarak durumu gözler önüne sererler. Geçmişte çatışmaları haber yapan gazeteciler, mahkemelerin savaş suçlularından hesap sorması için önemli kanıtlar elde etmesine de yardımcı oldular. Gazeteciler bu anlamıyla suçları belgeleyebilir, insan haklarının korunmasına yardımcı olabilir, hesap verebilirlik sağlayabilir ve uluslararası dayanışmayı teşvik edebilir. 

Bedelleri göze aldım

Tabi bunun da bir bedeli var. Savaş alanında görev yapan gazeteciler, bazen savaşan tarafların karşılaştıkları tehlikelerin benzerleriyle karşı karşıya kalabilirler, yaşamlarından olabilirler. Bütün bu tehlikelere rağmen, kamuoyuna doğru bilgiyi aktarmak için görevlerini icra ederler. Ben de bu bedelleri göze alarak çatışmalı alanlarda gazetecilik yaptım ve başıma bir şey gelmeden kurtuldum. Ama 8 sene sonra yaptığım habercilik nedeniyle yargılanıyorum, cezalandırılmak isteniyorum. Hem de uzun yıllar yaptığım yüzlerce haberden sadece birkaç fotoğraf seçilerek propaganda yaptığım şeklinde gerçeklerden uzak zorlama bir yorum ile. Aksi takdirde iddia makamı eğer hala propaganda yaptığımda ısrar ediyorsa o zaman bu propagandadan kimlerin etkilendiğini ve bu etkilenme sonucu nasıl bir suça bulaştıklarını da ispat etmek zorunda kalmaz mı?

İddia makamının mütalaasında belirttiği ‘01/11/2018” tarihli paylaşımdan neyi kastettiğini anlayamadım. Söz konusu tarihte ekran görüntüleri alınmış 3 adet paylaşım var. Bunlardan birincisi Sanatçı Yeşim Şahin’in 21 Mart 2017’de Diyarbakır’da polis tarafından öldürülen ve anı anına cinayet fotoğraflarını çektiğim Kemal Kurkut’a ilişkin ‘Yara’ başlığıyla kaleme aldığı bir yazıyı paylaşmam. İkincisi Kobanê’de savaşan sivilleri, halkı, çocukları, savaşın yıkımını gösteren tamamı benim haberlerini yaptığım yaklaşık 50 saniyelik foto-videodan alınmış bir fotoğraf karesi. Üçüncüsü de IŞİD’in saldırdığı Kobanê’de bir grup Kobanêli silahlı yurttaşla konuşurken, yerden aldığı bir avuç toprak için “Bu toprak Kobanê’dir ve bizim için kutsal bir topraktır. Biz bu toprağı terk etmeyeceğiz” diyen orta yaşlarda evli ve çocuklu Osman Hemed isimli bir Kobanêlinin haberi. 

Kobanê’de çekilmesi suç için yeterli mi?

Bunlara ilişkin açıklamayı bir önceki duruşmada da hem sözlü hem yazılı olarak mahkemenize sunduğum için uzun uzun anlatmayacağım. Ancak iddia makamına tekrar sormak istiyorum, bu görsellerde bulunan şahısların herhangi bir örgüte üye olduklarını nereden biliyorsunuz. Aralarında yargılanan veya hüküm giyenler var mı? İsimleri soy isimleri nelerdir? Fotoğrafların Kobanê’de çekilmiş olması suç unsuru içeriyor olması için yeterli bir kanıt mı? Bu görseldekilerin hiçbirisinin herhangi bir parti ya da gruba aidiyeti yoktu. En azından yaptığımız röportajda kendi aktarımları bu yöndeydi ve bu bilgiler o dönem yaptığım haberde de hala mevcut. Aralarında Arap, Kürt ve Türk yurttaşlar da vardı. Nitekim bu görselde bulunanlardan bazıları Kobanê’de savaşın en yoğun yaşandığı Ekim 2014’te ve sonrasında yaşamını yitirdi ve bunların da haberlerini yaptım. ‘Ekran Görüntüsü 3’ nolu paylaşımda ismini Osman Hemed olarak paylaştığım yurttaş da, Kobanê IŞİD’ten tamamen kurtarıldıktan sonra 25 Haziran 2015’te İŞİD’in bir gece yarısı Kobanê’ye gerçekleştirdiği saldırıda yaşamını yitiren 300’den fazla kişiden biriydi. 

Haber arşivde duruyor

İddia makamının mütalaasında suç delili olarak belirttiği ‘18/01/2017” tarihli ‘Rakka operasyonundan bir kare’ notuyla paylaştığım görsel ise Tişrin Barajı’nın doğusundaki Heci Ali köyünde 28 Arap aşiretinin bir araya geldiği ve uluslararası basının da katıldığı basın toplantısından bir fotoğraf karesi. Haberde kullandığım, hazırlanan ‘hemis’ isimli yöresel yemeklerden halaylara, konuşmalardan toplantı hazırlıklarına kadar çektiğim ve paylaştığım onlarca fotoğraftan sadece bir tanesi. Fotoğrafta silah dışında herhangi bir şey olmamasına rağmen iddia makamı bu fotoğraf karesiyle propaganda yaptığımı öne sürerek zorlama bir yoruma gidiyor. Yaptığım haber hala o dönem çalıştığım ajansın arşivinde bulunuyor. 

Koalisyon eşliğinde bombalandı

İddia makamının mütalaasında bir başka suç delili olarak belirttiği ‘17/10/2014” tarihli paylaşım ise Kobanê’nin batısında kente yaklaşık 4-5 kilometre uzaklıkta olan Til Şeir Tepesi’nin Kobanêli savaşçılar tarafından IŞİD’in elinden alınmasını gösteren bir fotoğraf karesi. Burada yaşanan yoğun çatışmalarda can kayıpları yaşanmış, daha sonra IŞİD tepeyi ele geçirmek için defalarca saldırılar yapmış ve en son 25 Ekim’de koalisyon uçakları tarafından bu tepe neredeyse televizyonların canlı yayın yaptığı sırada bombalanmıştı. Hala internet arşivlerinde bu bombalamaya dair görüntüler de benim yaptığım haberler de mevcut. 

İddia makamının mütalaasında Ekran görüntüsü 5-6 diye belirttiği fotoğraf kareleri de Kobanê’deki mezarlığa ait. Bu mezarlık; hem Kobanê’de yaşanan savaşta, hem de daha sonrasında Rakka’ya yönelik başlatılan operasyonda yaşamını yitiren savaşçıların defnedildiği bir mezarlık. Bu fotoğraflar eşliğinde geçtiğim haberde, mezarlıkta bulunanların sayıları ve nereli olduklarını içeren bilgiler var. Yine mezarlığın yeni açılan alanına (suç unsuru diye gösterilen fotoğraf) Rakka operasyonunda yaşamını yitirenlerin defnedildiğini belirten bilgi var. Fotoğraf eşliğinde paylaştığım Kürtçe notta da her geçen gün mezarlıktaki sayının arttığını belirtiyorum. Bu bilgi nasıl bir propaganda içeriyor olabilir merak ediyorum.  

Gerekçe Kurkut cinayetini fotoğraflamamdır

Bu davanın başlama aşaması ve geldiği nokta itibariyle kolluk ve iddia makamına göre, ben cezalandırılmalıyım ve bunun için elle tutulur herhangi bir delilin varlığına ihtiyaç duymaya gerek yok. Başından beri iddia makamının iddialarından da anlaşılacağı üzere yargılanan gazeteciliğimdir. Bu gazetecilik faaliyetlerim çerçevesinde suçlanmamın en büyük gerekçesi de Diyarbakır’da 21 Mart 2017’de Newroz alanında polis tarafından öldürülen Kemal Kurkut’un cinayet anını fotoğraflamamdan kaynaklıdır. Burada kolluk ve devamında iddia makamı ‘canlı bomba’ diye kamuoyuna duyurulan Kemal Kurkut’un fotoğraflarını yayınlayarak gerçeği ortaya çıkardığım için benden intikam almaya çalışıyor. Çünkü Emniyet Müdürlüğü yetkililerini, emniyetin gerçeği yansıtmayan beyanını olduğu gibi kamuoyuna duyuran dönemin Diyarbakır Valisi’ni ve bu cinayetin sorumlularını savunan İçişleri Bakanlığı’nı yalanlayan fotoğraflar yayınlamıştım. 

Silahlı fotoğraflar özel olarak seçildi 

Gözaltına alındığım tarihten bugüne kadar yaşanan tüm safhalarda mesnetsiz iddialarla cezalandırılamayacağımı anlamış olacak ki, iddia makamı, sırf gazetecilik faaliyetlerim nedeniyle yargılandığımı perdelemek için, özel olarak silah bulunan fotoğrafları seçerek ‘örgüt propagandası’ yaptığımı iddia ediyor. Yargılanmamın başından beri yaptığım savunma ile bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını tüm samimiyetimle ve sahip olduğum tüm bilgilerle anlatmaya çalıştım. Belirttiğim nedenlerle, iddia makamının gazetecilik faaliyetlerim çerçevesinde bulunduğum alanlarda,  yaptığım işler sebebiyle cezalandırılmama yönelik hazırladığı mütalaanın aksine beraatıma karar verilmesini saygılarımla talep ederim.”

Gök, yargılamaya konu olan fotoğrafın haber sitesindeki görsel alıntılarını da mahkemeye sundu. 

‘Cinayeti karartmak için evi basıldı’

Ardından savunma yapan avukat Resul Temur, davanın Kemal Kurkut cinayeti nedeniyle açıldığını düşündüklerini belirtti. Müvekkilinin Kemal Kurkut’un öldürülmesini fotoğrafladıktan sonra evinin basıldığını hatırlatan Temur, bu aramaya ilişkin herhangi bir soruşturmaya denk gelmediklerini, daha sonra böyle bir arama izninin olmadığının anlaşıldığını dile getirdi. Temur, “Neden böyle bir arama yapıldı?” sorusunun cevapsız kaldığını belirterek, aramanın Kemal Kurkut cinayetinin delillerini karartmak için yapıldığını kaydetti. 

‘Korunması gerekirken ceza talep ediliyor’

Dosyanın perdelenen bir dosya olduğunu vurgulayan Temur, temelde ise gazeteciliğin yargılandığını ifade etti. Temur, “Bu dava Anayasa madde 13 ilkesinin ihlalidir. Davanın en başından bu yana ısrarla meselenin bir örgüt üyeliği, propaganda davası olmadığını izah ettik. Müvekkil çatışmalı alanlarda yaptığı gazetecilikte elde edilen ürünlerden yargılanıyor. Müvekkilin çatışmalı alanlarda bulunması Cenevre Sözleşmesi Ek 1 Protokolü’nde koruma altında olması gerekirken maalesef cezalandırılması talep ediliyor” diye konuştu. 

‘Fotoğraflar ifade biçimidir’

Çekilenlerin haber fotoğrafları olduğunu belirten Temur, “Çekilen fotoğrafların tamamını müvekkil çekmiştir. Gelinen aşamada aslında görsel gazetecilikte başlı başına fotoğrafla hikaye anlatma gelinen bir noktadır. Dolayısıyla müvekkilde bunu fotoğraflarla topluma anlatmıştır. Müvekkilin çekmiş olduğu haber fotoğrafların propaganda suçuna dayanak oluşturması mümkün değildir. Bu fotoğrafların tamamını bir ifade biçimi olarak kabul etmemiz gerekir” ifadelerini kullandı. 

Temur, müvekkilinin beraatını istedi. 

‘Ben savaşın korkutuculuğunu görüyorum’

Avukat Mehmet Emin Aktar ise, müvekkilinin çektiği fotoğraflar arasında DAİŞ saldırısında yaşamını yitirenlerin mezarlığının bulunduğuna işaret ederek, “Siz burada flamaya, mezarlar üzerindeki yazıya takılabilirsiniz. Oysaki ben yurttaş olarak savaşın korkutuculuğunu görürüm. Müvekkil bu fotoğrafı kullanarak DAİŞ’in ne kadar korkutucu olduğunu göstermek istemiştir. Fotoğraf üzerinde amblem bile yok, propaganda olamaz” dedi. 

Cezada arttırıma gitti

Savunmaların ardından mahkeme, “örgüt üyesi olmak” iddiasından Gök’ün beraatine karar verdi. Mahkeme, “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından ise bir yıl hapis cezası verdi. Mahkeme, artırıma giderek, cezayı bir yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çıkardı. 

Mahkeme, cezada indirim uygulamazken, cezanın ertelenmesine yer olmadığı karar verdi. 

Serhat News

(sg)

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Gazeteci Abdurrahman Gök’e hapis cezası

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir